2014 DÜNYA KUPASI

2014-07-14 12:52:00

Bugün itibariyle yeniden 4 yıllık bir özlemim başlamış bulunmaktadır. Bu gece yeniden hayallerim gerçeğe dönüşmedi, çünkü futbolun estetik bir show olduğunu isterken yeniden takım oyunu denilen ilemesi sıkıcı oyun mantığı kazandı. İsterdim ki samba ve tango yapan futbolcuların sahnesi olsun dünya kupası final maçı ama yine beklemem gerektiğini söyledi Almanların panzerleri.... Neyse umudum 2018 de düzenlenecek Dünya Kupası finaline çevrildi yeniden.. =/   Devamı

Ekmeleddin ve AKP

2014-07-12 03:25:00

Ekmeleddin hakkındaki iddialar hakkında hatırlatmak istediğim tek şey var. AKP'nin olayı kendine "kazanmasına yetecek koalisyon"u kurabilmek, Bunu kurduğu sürece diğerleri umrunda değil. bu koalisyona %50 diyelim. bu %50'i akp nasıl sabitlemeyi başardı? Bizden yana onları korkutarak, çünkü korku birleştiricidir, bilirsiniz. CHP camiileri ahır yaptı, başörtülü bacılarımıza saldırdılar, camiiye ayakkabılarıyla girdiler gibi söylemler bunun altını iziyor. Trabzon ziyaretinde Ekmeleddin'e "siz cumhurbaşkanı olursanız kuran kursları kapatılacak mı?" diye soran vatandaş da. AKP'nin tüm propogandası karşı tarafın din düşmanı olduğu üzerine kurulu, biraz düşünürseniz kısım kısım haklılığı da var. Bu sebepten Ankara'da Mansur Yavaş, Üsküdar'da İhsan Özkes iyi adaylardı ve AKP'nin kalesi gibi görülen bu yerlerde chp'nin kazandığı başarı da bunu kanıtlar derecede. Peki ya AKP, "bunlar din düşmanı" diye korkutamayacağı bir rakibe karşı nasıl davranır? İşte böyle bir durumda kendi tabanını korkutma stratejisi işlevini yitireceğinden karşı tabana oynamaya başlar. melih gökçek mansur yavaş'a karşı ne yaptı? Teeee 80'lerde yaptığı anti-komünist bir konuşmayı sipariş verdi ve muhalefete bunu duyurdu. Uç sol medya da bunları büyük bir şevkle yaydı. Ekmeleddin İhsanoğlu için çıkan iddiaları AKP'nin çıkarttığı gibi bir komplo teorisinden bahsetmiyorum,çünkü komplo teorileri konusunda Türkiye'de kimsenin eline su dökemeyeceğimin farkındayım, o benden başka herkesin işi. Lakin bu iddiaların en çok kimi memnun ettiğinin farkına varmanızı istiyorum. AKP kendi tabanının "sabitlenmemiş" kısmını İhsanoğlu'na oy vermemeye ikna edemeyecek. Bunun farkında. Bu büyük bir d... Devamı

EKMELEDDİN VE AKP

2014-07-12 03:15:00

Ekmeleddin hakkındaki iddialar hakkında hatırlatmak istediğim tek şey var. AKP'nin olayı kendine "kazanmasına yetecek koalisyon"u kurabilmek, bunu kurduğu sürece diğerleri umrunda değil. Bu koalisyona %50 diyelim. bu %50'i AKP nasıl sabitlemeyi başardı? Bizden yana onları korkutarak, çünkü korku birleştiricidir, bilirsiniz. CHP camiileri ahır yaptı, başörtülü bacılarımıza saldırdılar, camiiye ayakkabılarıyla girdiler gibi söylemler bunun altını iziyor. Trabzon ziyaretinde Ekmeleddin'e "siz cumhurbaşkanı olursanız Kuran kursları kapatılacak mı?" diye soran vatandaş da AKP'nin tüm propogandası karşı tarafın din düşmanı olduğu üzerine kurulu, biraz düşünürseniz kısım kısım haklılığı da var. Bu sebepten Ankara'da Mansur Yavaş, Üsküdar'da İhsan Özkes iyi adaylardı ve AKP'nin kalesi gibi görülen bu yerlerde CHP'nin kazandığı başarı da bunu kanıtlar derecede. Peki AKP; "Bunlar din düşmanı" diye korkutamayacağı bir rakibe karşı nasıl davranır? İşte böyle bir durumda kendi tabanını korkutma stratejisi işlevini yitireceğinden karşı tabana oynamaya başlar. Melih Gökçek, Mansur Yavaş'a karşı ne yaptı? Taa 80'lerde yaptığı anti-komünist bir konuşmayı sipariş etti ve muhalefete bunu duyurdu. Aşırı sol medya da bunları büyük bir şevkle yaydı. Ekmeleddin İhsanoğlu için çıkan iddiaları akp'nin çıkarttığı gibi bir komplo teorisinden bahsetmiyorum, komplo teorileri konusunda Türkiye'de kimsenin eline su dökemeyeceğimin farkındayım, o benden başka herkesin işi. Fakat, bu iddiaların en çok kimi memnun ettiğinin farkına varın istiyorum. AKP kendi tabanının "sabitlenmemiş" kısmını İhsanoğlu'na oy vermemeye ikna edemeyecek. Bu durumun farkındalar. Bunun sonucu büyük bir değişim yaratır, bunun d... Devamı

ÇÖZÜMSÜZ CİNAYETLER

2014-01-27 12:26:00

Günümüz toplumundaki bireyleri incelediğimiz zaman hiç de yalnız sayılamayacak derecede Akdeniz çocuğu olan bedenim sahil kenarında bulunan kayalıklarda oturarak yakamoza bakmakta. Denizden usulca bir meltem esmekteyken kokusu bile ayrı güzel diye düşünmekteydim memleketimin. Deniz kenarında bir yerlere yetişme arzusu içerisinde bulunan insanların telaşlı hallerini garipsenecek bir şekilde seyrederken bir yandan da elim cebimde bulunan sigara paketine doğru gidiyor. Bu ortama tamamen tezat bir şekilde olan durumum diğerleri tarafından fark edilemiyor. Benim bu yalnızlığa hapsetmiş olduğum bedenimi görmezden gelmeleri kendimi bir hiç olarak görme nedenim oluyor. Çakmağımı hangi cebimde olduğunu ararken kendimi çözülememiş bir seks cinayeti kurbanının dekoru mükemmele yakın olan suç mahalline benzeyen düşüncelerim ve beynim, notaların benliğimde yarattığı tarif edilemeyen orgazma teslim ediyor kendini nedensiz bir haykırışla. Sırf bu yüzden birkaç dakika boyunca dumansız, sade ve ruhumla bedenimi tatmin etmeyecek kadar temiz hava ile yetindiğimi söyleyebilirim. Sigara içerken mi müzik dinleyesim gelir, müzik dinlerken mi canım sigara çeker sorusunu sorgulamaktayım bu filozoflara dahi konu oluşturabilecek paradoksu. Bu konuda bildiğim tek şey ikisinin birbirini kusursuz ve bilinemeyen bir şekilde bütünleştirdiği ve esrarengiz cinayetlerin çözümü esnasında ikisinin de olayın çözümünde nedensiz bir şekilde kullanıldığıdır. Sigaram bitmek üzereydi fakat müziğin daha nakaratında olması bir şeylerin ters gittiğinin habercisi niteliğinde olduğunu bana ve ruhuma bildirmekteydi. Gerçi bu cinayet mahalinde ve yaşantımızın her devresinde yolunda gitmeyen bir şeylerin olduğunu hep bilir ve ona göre önlemler almaz mıyız hayat m&uu... Devamı

FELSEFENİN FELSEFESİ

2014-01-27 11:35:00

Evet; bazılarınca küstahlık sayılacak bu cesareti, gücü, birikimi, derinliği, ustalığı göstermek zorundayım çünkü başka gönüllü, başka istekli çıkmadı. Benim aydınım Batı kitapları okur, bununla da yetinmez döner bir daha okur durumu meydana geldiğini düşünmekteyim. Bu kısır döngüyü kırmak, bu bataklığı kurutmak benim dünyadaki varoluşumun bir sebebi geldi bana. Ben o kadar kitabı boşuna okumadım, onca acıyı, yokluğu boşuna çekmedim, çekmedik. Hiç kimse tarlasına başak vermeyecek buğdayı ekmez, onun için zaman harcamaz. Amacım; felsefeyi artık saçmalıklardan kurtarmak ve gerçek hakkını vermektir. Birileri artık; felsefe diye saçmalıklar öğretilmesine dur demeliydi. Okuryazarlarımızın eli armut taşımıyor değil mi? Sonuçta; bu ülkede de üniversiteler, üniversite diplomaları, kitaplar, aydınlar, düşünün, yaratıcı insanlar var diye düşünmekteyim. Mustafa Kemal Atatürk bu vatanı kurtarıp 'Haydi, bundan sonra artık gönül rahatlığı içinde Batı'ya ya da yabancı kültürlere, yabancı devletlere, yabancı ülkelere, cehalete, bilimdışı inançlara, yozluğa, diktatörlüklere boyun eğin; bilimden, bilimsellikten, düşünmekten, yazmaktan, araştırmaktan uzaklaşın' demedi. Evet, bu yazı aynı zamanda bir isyandır da; felsefe adına, felsefe için isyan. Felsefe aslında zor, karmaşık, kafa almaz, kafa şişiren bir olgu değildir; üç-beş zorunlu terimler ve üç-beş zorunlu kurallar topluluğudur. Felsefede asıl zor olan şey felsefeyi öğrenmek değil; felsefeyi yaşam boyu uygulamak, yaşamaktır. Felsefeye 'Düşün-bilim' diyenler olsa da ben buna katılmamaktayım çünkü bence dil felsefesine, dil mantığına, dil matematiğine, dilbilime uygun değil bu isim. Fe... Devamı